PINAR SU - Yaşam PınarımSu Tüketiminin Hastalıklar ile İlişkisiPINAR SU - Yaşam Pınarım

Su Tüketiminin Hastalıklar ile İlişkisi

Su Tüketiminin Hastalıklar ile İlişkisi

İnsan vücudunun canlı kalabilmesi ve hayatını devam ettirebilmesi için vücuttaki hücre, organ ve dokuların en çok suya ihtiyacı vardır. Özellikle bazı organ ve sistemler suyun çok ya da az alınmasıyla paralel olarak zarar görür ve işlevlerini yitirirler. Özellikle böbrekler, damarlar, deri, sindirim ve emilim organları susuzlukta ilk zarar gören organlardır.

Su ve böbrek sağlığı

Böbrekler kanın süzülmesinden ve zararlı maddelerin idrar ile atılmasından birinci derecede sorumlu organımızdır. Kanın süzülmesi sırasında vücuda faydası olan maddelerin atılmasına izin vermeyerek vücuda geri kazandırırken, toksik olabilecek birçok maddenin de atılmasını sağlayarak vücudu korurlar. Yaşa göre değişmekle birlikte böbrekler günde ortalama 150-200 litre kanı süzerler ve zararlı maddeleri yaklaşık 1,5 litre idrarla birlikte vücuttan uzaklaştırırlar. Vücudun sıvı dengesini sağlamak da bir anlamda böbreklerin görevidir. Yine böbreklerin en önemli görevlerinden birisi de vücudun su, tuz ve asit baz dengesini sağlamak böylece kan basıncını düzenlemektir.

Vücut yeteri kadar suyu bulamazsa ilk başta böbrekler zarar görür ve kan basıncı yani halk arasında bilindiği şekliyle tansiyon yükselir. Vücudun asit-baz dengesi bozulduğu için birçok sistem zarar görür ve sağlığımız olumsuz yönde etkilenir.

Yeterince su içmeyen bir kişide böbrek taşlarının görülme sıklığı daha fazladır. İdrarın yoğunluğunu azaltmak taş oluşumunu önler. Böbrek taşı olan bir kişinin taş gelişimini yavaşlatmak ve taşları büyümeden vücuttan uzaklaştırmak da yine bol su içerek sağlanabilir.

Böbrekleri korumak için her gün yeterince su içilmesi gereklidir ve ihmal edilmemelidir.

Su ve Hipertansiyon

Fazla tuzlu besinler tüketmek tansiyonun yükselmesi için en önemli sebeptir. Metabolizmasında yeterince su bulunan kişiler aldıkları fazla tuzu böbrekler aracılığı ile rahatlıkla vücuttan uzaklaştırabilirler ancak su tüketimi az kişilerde bu mümkün olmadığından kan basıncı yükselir ve ortaya kronik bir hastalık olan hipertansiyon çıkar.

Su ve kabızlık

Barsak hareketlerinin azalmasına bağlı olarak akut ya da kronik olarak dışkılama sıklığının azalması ve zor dışkılama kabızlık olarak ifade edilebilir. Kısaca söylersek bu durum bağırsakların yetersiz çalışması sonucu oluşan bir sorundur. Bağırsakların düzenli çalışması, toksik maddelerin vücuttan zamanında uzaklaştırılması için çok önemlidir. Ayrıca karın ağrısı, şişkinlik, gaz problemleri ve karın bölgesinde doluluk hissi yaratan bağırsak tembelliği, yaşam kalitesini bozan en önemli sağlık problemlerindendir.

Barsak hareketlerinin artması ve kabızlığın önlenmesi lifli beslenme ile birlikte bol su içerek sağlanabilir.

Su ve Deri sağlığı

Susuz kalan metabolizma ilk olarak cildin kuruması ve pul pul dökülmesi şeklinde belirti gösterir. Deri; tüm vücudu kaplayan, dış etkenlere karşı kalkan görevi üstlenen ve vücudun en çok alana sahip organlarından bir tanesi olarak önemli işlevleri yerine getirir.

Cildin elastikiyetinin sağlanması ve hücrelerinin sağlıklı olarak işlev görebilmesi için yeterince su içmek şattır.

Vücudun nem dengesinin sağlanması, toksinlerin terleme ile vücuttan uzaklaştırılması için cildin su oranının yeterli düzeyde tutulması gerekmektedir. Cildinin kuruluğundan ya da pütürlü görünümünden şikâyet ederek çeşitli kozmetik ürünlerde şifa arayan birçok insanın temelde ihtiyacı olan şey sudur.

Düzenli olarak günde 8-10 bardak su tüketimiyle cildin nem dengesi sağlanabilmektedir.

Su ve obezite

Vücutta su oranı azaldığında yağ oranı artmaya başlar. Obezite de vücutta yağ oranının artmasıyla karakterize olan bir hastalıktır.

Vücudun su oranını düşürmeyerek ve ayrıca doğru zamanlarda su içerek tokluk hissini sağlayarak obeziteyi önlemeye çok önemli katkı sağlanmaktadır.

Su ve damar sağlığı

Damarlarımızı karayollarına benzetirsek; büyük damarlarımızı otoyola, kılcal damarlarımızı ise tali yollara benzetebiliriz. Yollarda nasıl ki trafiğin akışını sağlamak için çeşitli düzenlemeler, tabela, ışık ve çeşitli işaretler kullanıyorsak vücutta da buna benzer işlevleri yerine getirmek için mineraller, hormonlar ve bazı kan hücreleri görev yaparlar. Damarlarımız vücudumuzun en ücra köşesine bile ulaşmaktadır. Her bir hücrenin canlı kalabilmesi ve faaliyetini sürdürebilmesi; damarlar yoluyla gelen kandaki oksijeni, suyu ve besin maddelerini kullanabilmesi ve artıklarını yine kan yoluyla uzaklaştırabilmesi gereklidir. Vücudun kan ve damar sağlığı, yeterli ve dengeli beslenme kadar yeterince su tüketimi ile doğrudan ilişkilidir.

Kanın önemli bir kısmının sudan oluştuğu düşünülürse su tüketiminin her bir hücre için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Beslenme Uzmanı Aysen Arıcan'ın Diğer Makaleleri :

Beslenme Uzmanı Aysen Arıcan ile Suya Dair